Rusya’nın liderliğini üstlendiği Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ) Başkanı Nikolay Bordyuja 21 Şubat 2012 tarihinde düzenlediği basın toplantısında ‘Dağlık Karabağ’da askeri operasyonlar başlarsa, Ermenistan KGAÖ’ın tam üyesi gibi müttefiklerinden gereken her türlü yardımı alacaktır’ demiştir. Bordyuja, KGAÖ’nün Karabağ sorunu ile ilgili gelişmeleri takip ettiğini, ancak diğer bir uluslararası teşkilatın (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGIT) Minsk Grubu’nun) sorunun çözümü ile ilgilendiği için karışmadıklarını bildirmiş, Karabağ konusunda taraflar arasında askeri tırmanma olduğu takdirde Ermenistan’ın ihtiyaç duyduğu desteği alacağını ifade etmiştir.
Bu açıklama ile Bordyuja ilk defa konuyla ilgili görüşlerini bildirmemiştir. 19 Mayıs 2011’de İrevan’da düzenlenen ‘KGAÖ ve Güney Kafkasya: Bölgede Barış ve Güvenlik Perspektifleri’ adlı konferansa katılan Nikolay Bordyuja’nın ‘Son zamanlarda Azerbaycan’ın askeri retoriğinin artması Karabağ sorununda durumun ciddileşmesine neden olmuştur... Dağlık Karabağ sorununun barış yoluyla halledilmesi KGAÖ’nün temel prensiplerindendir’ şeklinde bir açıklamada bulunmuş, bu konuda Azerbaycan ve KGAÖ’ye üye olan ülkelerde yeni tartışmaların yaşanmasına neden olmuştur. Bu tartışmalarda KGAÖ’ye üye devletlerden hiç biri Bordyuja’nın açıklamalarını destekleyen görüş bildirmemişlerdir.
Rusya, KGAÖ’ı oluştururken bu kurumun Sovyetler Birliği dönemindeki Varşova Paktı’nın rolünü üstleneceğini planlasa da, örgüt değil uluslararası alanda, bölgesel alanda bile bu güne kadar her hangi bir askeri sorunun çözümünde yer almamıştır. Rusya bu kurumla mazinin anılarını unutmamaya ve BDT ülkelerini askeri açıdan bir arada tutma çabası içerisindedir. Azerbaycan’ın Ermenistan işgali altında olan Dağlık Karabağ’da askeri operasyonlara başlayacağı takdirde KGAÖ’a üye devletlerin Rusya’nın yanında olacakları da belli değil. 2011’de üye devletler tarafından yapılan açıklamalar değerlendirildiğinde, Rusya’nın üye devletlerden tam destek alacağı tartışmalı bir konudur.
Bordyuja’nın bu açıklamayı bölgede ABD-İran gerginliğinin tırmandığı bir zamanda yapması Azerbaycan’a çifte uyarı gibi değerlendirmek mümkündür. Son zamanlarda Azerbaycan-İran arasında yaşanan gerginliği daha da alevlendirmek için Rusya ve Ermenistan basınında çeşitli makaleler, haberler ve yorumlar yayımlanmaktadır.
Ayrıca, bu açıklamanın Ermenistan’da Mayıs 2012’de yapılacak parlamento seçimlerinden önce iç politikada kaos yaşandığı bir dönemde yapılması, Devlet Başkanı Serj Sarkisyan’a açık bir destek gibi de yorumlamak mümkündür.
AGİT Minsk Grubu yaklaşık 20 yıldır Dağlık Karabağ sorununun çözümü için uğraşmaktadır. Ama bu güne kadar sorunun çözümünde somut bir ilerleme elde edilmemiştir. Ayrıca Minsk Grubu eşbaşkan devletleri olan Rusya, Fransa ve ABD’nin soruna yaklaşımları, yaptıkları açıklamalar kesinlikle arabuluculuk misyonları ile üst üste düşmemektedir.
ABD, Atlantik ötesinden dünyanın her yerinde etkin olmaya, Orta Doğu coğrafyasındaki devletleri teröre destek verdiklerini, kimyasal ve nükleer silah elde etmek istemelerini bahane getirerek bu ülkeleri işgal etmeye, bölmeye, parçalamaya devam ederken, Azerbaycan’a Ermenistan tarafından işgal edilen topraklarını askeri operasyonla geri almaması için her türlü baskı uygulamaktadır. ABD, İran’ın nükleer silah elde etme çalışmalarını önlemek için bu ülkeye ekonomik, siyasi yaptırımlar uygularken, sözde Dağlık Karabağ Cumhuriyeti’ne her yıl on milyonlarla dolar yardım yapmaktadır.
Fransa arabulucu devlet olmasına rağmen, Devlet Başkanı Nicolas Sarkozy ‘Dağlık Karabağ’ın Ermenistan için ne anlama geldiğini Fransa çok güzel anlıyor’ diyerek safını belirlemektedir. Fransa, soruna taraf olan Ermenistan ile askeri ve ekonomik ilişkilerini daha da genişlendirmeye çalışmaktadır. Uluslararası alanda sözde Ermeni soykırımın tanınması yönünde Ermenistan’ın ve Ermeni diaspora teşkilatlarının propagandalarını destekleyen Fransa, sözde soykırım iddialarını tanımış ve hatta inkar yasasını kabul etmiştir.
Rusya, eşbaşkan olmasına rağmen son 20 yılda Ermenistan’a yaklaşık 1.5 milyar dolar karşılıksız silah yardımında bulunmuştur. Rusya, ayrıca, KGAÖ çerçevesinde de Azerbaycan’a zaman zaman baskı uygulamaktadır.
Eşbaşkan devletlerin bu tutumları devam ettiği sürece Dağlık Karabağ sorununun çözümünde her hangi bir pozitif gelişmenin yaşanması imkansız gibi görünüyor.
Dr. Hatem Cabbarlı, Avrasya Güvenlik ve Strateji Araştırmalar Merkezi Başkanı
MRA